------------------------------REKLAMLAR SITEMIZE AIT DEGILDIR----------------------------- KOMPLO HABERLER

ERGENEKON SAYFASI

ÜLKÜCÜ HAREKET

TÜRKEŞ'TEN MEKTUP

SAHTE TÜRKÇÜLER

MİSAFİR DEFTERİ

PERİNÇEK TÜRKÇÜLERİ

AVRASYA STRATEJİSİ

STRATEJİ SİTELERİ

ERGENEKON HABERLERİ

KOMPLO HABERLER

KOMPLOSUZ HABERLER

KOMPLO HABERLER

BU SAYFA INŞA SAFHASINDADIR
HİÇ KİMSEDEN DUYMADIKLARINIZI DUYACAKSINIZ!
Atatürk, tarih hakkında, "yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı utandıracak bir hal alır" diyor.
Fakat nedense tarihimizin en karanlık, en bilinmeyen kesimi Cumhuriyet tarihidir. Henüz Osmanlı'nın bile Meclis-i Mebusan kayıtlarına ulaşamadığımız bir süreçte, yakın geçmişi tamamen aydınlatmak elbette mümkün değil. Ancak biz bir adım atarak, gelecek nesillerin daha sağlıklı düşünebilmeleri ve önyargısız olarak tarihi değerlendirmelerine yardımcı olmaya çalışacağız.

DÜNYA KURTLARI BİRLEŞİN
Türk dünyası büyük önderini kaybettikten sonra, Türkçülük davası, karizması bu misyonu sürdürmekte yetersiz kimselerin yönetiminde kaldı. Tabiatı gereği uluslararası bir faaliyet olan Turan ve Türkçülük hareketleri de, dolayısıyla süper güçlerin insiyatifi tamamen kontrole alabilecekleri bir pozisyona sürüklendi.
Devletimiz, maalesef angajmanlari ve zaafiyetleri sebebiyle, Türk dünyasını sahipsiz bıraktı. Gönüllü olarak bu davayı yürütmek isteyen milliyetçi gruplar ise tecrübesizlikleri, zorunlulukları, ihtiyaçları ve sahipsizlikleri yüzünden, ABD, İsrail ve Almanya'nın elinde piyon durumuna düştü.
Stratejik birikimden yoksun milliyetçi camia, birbirine düşman kitlelere bölündü ve farkında olmadıkları yabancı patronların güdümüne girdi.
ÇÖZÜM: ÖNCE KENDİMİZİ DÜZELTMEK, DOĞRUSUNU YAPMAK VE BAŞKASINI ELEŞTİRMEK YERİNE ÖRNEK OLMAKTA...
ESKİ DEFTERLERİ TEKRAR AÇACAĞIZ!
Eski defterleri açıyorum diyenlerin düştüğü iki hata var. Birincisi kendi ideolojisi açısından bakarak, olayları tek taraflı olarak sunmak. İkincisi hadiseleri kendi bağlamında değerlendirmedikleri için "anakronizm" denilen, kişileri ve olayları bugünkü değer yargılarına göre yargılamak.
Biz eski defterleri açarken, ideolojik saplantılardan uzak olarak değerlendirmeye en azından farklı görüşlere de yer vermeye çalışacağız.

ELEŞTİRİLERİNİZİ KİTABIN ÜZERINE TIKLAYARAK BİZE YAZIN!
PAŞA'NIN DENGESİNİ BOZMAK İSTEDİLER!
Doğru ve yanlışın kolkola gittiği, iyi ve kötünün birbirine girdiği günümüzde kişileri ve kurumları yıpratmak kolaylaştı.
Devletin en üst kademelerindeki kişiler birbirlerini ihanetle suçlayacak kadar basitleşti. Kimi Sünni, kimi Alevi, kimi Turancı, kimi Dinci denilerek kamplara bölündü.
Bu ortamda sağlıklı düşünen bir kaç kişiye ise suikastler ve tehditler tertiplenerek dengeleri bozuldu. Kendisi, ailesi, çevresi tehdit altındaki insanların yerinde kararlar alamayacaklarını biliyorlardı.
Saadettin Tantan'a, Umut operasyonunun ilk safhasinda bu yapıldı. "Size suikast duzenleyeceklerdi" denilerek ilgisi dağıtıldı ve o günkü tertibe inandırıldı.
Bir süredir, aynısı Genelkurmay Başkanımıza yapılıyor. Kıbrıs'taki bir albayımızın vurulması olayının ordu içindeki Çevik Bir cuntasının tertibi olduğu söylendi. Helikopterine, uçağına sabotaj yapıldığı/yapılacağı iddia edildi. Hatta tatbikatlarda uçağına, gemisine hedef kitlemesi yapıldı. Sonuçta bazi hatalı açıklamalar yaptırıldı.
Arkasında büyük bir kamuoyu desteği bulunan Sayın KIVRIKOGLU'ndan isteğimiz, hangi seviyedeki kademelerden gelirse gelsin ispatlanamayan dedikodu mahiyetindeki bilgilere kulaklarını kapayıp, doğru bildiklerinin üzerine cesaretle gitmesidir. Halkımıza ufuk açabilecek, düşmanlıkları kaldırabilecek konumdaki en şanslı ve sorumlu makam sahibi olduğunu unutmamalıdır.
ŞEYHİNİ "UÇURAN" MÜRİD!
Şeyh uçmaz, mürid uçurur, derler ancak, bu kez mürid Şeyhi Hüseyin Hilmi Işık'ı buharlaştırdı. İnanmıyorsanız, Türkiye Gazetesi'nin arşivinde, bu ismi ve onun da Şeyhi Abdülhakim Arvasi'yi arayin. Hatta eskiden Hüseyin Hilmi Işık adına bastırılan Saadet-i Ebediye isimli ilmihal kitabının yeni baskılarına bir bakın kimin ismi var.
Bir çok kimse, aslında "Efendi Hazretleri" nin hiç yaşamadığını iddia etmeye bile başladı. Biz, Enver Ören'in bir kayınpederi olduğunu biliyoruz. Ancak kendileri de bir zahmet, büyüklerine reva gördüğü vefayı! açıklasınlar da suizandan kurtulalım.
Denemek isteyen Enver bey'in resminin uzerine tıklayabilir!

O ARTIK SİYASİ LİDER!!!
Koskoca, tarihi Kadiri Tarikatı bugün bir istihbarat kliğinin elinde oyuncağa dönmüş bir adamla temsil ediliyor. Abdülkadir Geylani Hz.lerine kadar uzanan büyük ve köklü bir tarikat bugün maalesef siyasetin merkezine çekildi.
Bir bakanlık danışmanlığı için, "bütün oylar DYP'ye" kampanyası yürüten Baş Efendi, şimdi de "Kuvayi Milliye" partisi için paçaları sıvadı. Şehir şehir dolaşıp mitingler tertipliyor. Ancak siyaset yapmanın Azerbaycan'dan profesörlük almak kadar kolay olmadığını yakında anlayacak. Fakat hem kendine hem tarikata yazık etmiş olacak. Meclise girmek icin İsçi Partisi ile ittifak yapması beklenen Baş'ın, başı hakkında yazılan kitaplardan ötürü biraz belada. Karı boşar gibi siyasetçi değiştiren Baş, tencere tava pazarlar gibi oy pazarlamanın faturasını da anlaşılan müridlerine ödetecek!
Bizden uyarması, yarın ipleri çekilirken bir tekme de bugün yüzlerine gülen albaylardan yiyeceklerinden süphe etmesinler.
ŞAPKADAKİ SIRMALAR!
İnaniyoruz ki, o "bir gün" gelecek ve genelkurmay başkanı olmadan önce ABD'den liyakat madalyası alma geleneği ortadan kalkacak.
Komuta kademesinin problemi, komutan durum muhakemesi (Özel Milli Siyaset Belgesi'nde) yaparken en az 100 alternatifli muhtemel (olası) harekat tarzı yazamamasıdır. Elbet bir gün bizim komutanlarımız da, yabancıların gözünde "muhtemel davranışları önceden tahmin edilebilir" komutanlar olmaktan çıkarak, tarihi şartlanmışlıklardan mantığını azad edip, dostu düşmanı çatlatacak şasırtıcı kararlar alabilecekler.
"Yurtta Sulh, Cihanda Harp!" ilkesine gore hazirlıklarını yapıp, lojmanlarin ihata duvarını yıkıp halkıyla kolkola gezebilecekler.
ALBAY'IN AMERIKAN BAĞLANTISI!
Merhum Türkeş'in en fazla eleştirildiği konulardan birisi ABD ve Almanya bağlantılarıdır. Evet Türkeş, CIA'nın Türkiye masasındaki Özbek Türkü Ruzi Nazar'la irtibatlıdır. Hatta dost oldukları da söylenebilir. Ruzi Nazar'ın daha önceki görev yeri ise Almanya idi. Enver Altaylı'da bu bağlantıların merkezindedir ve MİT'te kadrolu olarak görev yapmıştır.
Ancak bu ilişkiyi sadece istihbarat ilişkisi olarak değerlendirmemek gerekir.
Benzeri ilişkiler, 2. Dünya savaşında bizzat İsmet İnönü'nün bilgisi dahilinde, resmen ve gayri resmi olarak Hitler'in komutanlarıyla bizim generallerimiz arasında kurulmuştur. Türkiye Azerbaycan (Kafkas) bölgesinde bir Türkistan cumhuriyeti kurma niyetindeydi. (Ugur Mumcu'nun 40'ların Cadı Kazanı kitabında bu ilişkiler ayrıntılarıyla anlatılır. Bundan dolayı da Mumcu ve Atilla İlhan gibi "Kadrocu" lar İnönü'yü faşistlikle suçlar.)
Ankara bu strateji kapsamında, eskiden Almanya ile ve NATO üyeliğinden sonra ABD ile ittifaklar kurmuştur. Türkeş'in irtibatı da devletin bilgisi haricinde degildi. Aksine bir devlet görevi idi.
Kendilerini "Avrasyacılar" olarak adlandıran ekip bu ilişkileri yorumlarken, aslında "kullanma tarihi geçmiş projeleri" rafa kaldıran Big Brother'a hizmet ettiklerinin, raflarındaki tozları temizlediklerinin farkında değil....devam edecek...