ERGENEKON SAYFASI

ÜLKÜCÜ HAREKET

TÜRKEŞ'TEN MEKTUP

SAHTE TÜRKÇÜLER

MİSAFİR DEFTERİ

PERİNÇEK TÜRKÇÜLERİ

AVRASYA STRATEJİSİ

STRATEJİ SİTELERİ

ERGENEKON HABERLERİ

KOMPLO HABERLER

KOMPLOSUZ HABERLER

KIRMIZI KİTAPÇIK'TAKİ ÜLKÜCÜ HAREKET

KIRMIZI KİTAPÇIK TARTIŞILMALI...TARTIŞILMASIN DİYEN MHP YÖNETİMİ, YIKICI OLDUKLARINI KABUL MU EDİYOR?!!
MİLLİ GÜVENLİK SİYASET BELGESİNDE ÜLKÜCÜLÜK YIKICI FAALİYETLER ARASINDA GÖSTERİLİYOR!


BAYRAK İÇİN ÖLENLER YIKICI OLAMAZ!

Kamuoyunda Kırmızı Kitapçık olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesini oluşturan iki temel metinden birisi olan (10 Numaralı) İç Güvenlik Özel Siyaset Belgesi'nden orjinal metinleri ilk kez burada okuyorsunuz. Bu metin 12 Eylül'den sonra yazıldı ve Ülkücülük hakkındaki ifadeler 1997'de daha da ağırlaştırılarak güncelleştirildi.
İç Güvenlik Özel Siyaset Belgesi'nde iç tehdit unsunları olan yıkıcı bölücü faaliyetlerin süresi, Başlangıç, Örgütlenme, Eylem ve İç Savaş safhası olarak 4 ayrı safhada tanımlanıyor. Yıkıcı faaliyetler ise; Aşırı sol, Aşırı sağ ve ırkçılık ile İrtica ve laiklik karşıtı faaliyetler olarak üç kısımda değerlendiriliyor.
Bakın Ülkücülük ne menem! bir şey imiş:
"TURANCILIK FAŞİZMİN YANSIMASI"
Aşırı sağ kavramının islamcı fikirlerini de içerdiği belirtilen dökümanda Irkçılık; "bir ırkın diğer ırk veya ırklara üstünlüğü fikirlerini siyasi bir tavır olarak savunan düşünce sistemidir" şeklinde tarif ediyor.
Irkçı faaliyetlerin, 1944 yılında Nihal Atsız önderliğinde bir grubun "Bozkurt" adlı dergide savunduğu "Pan Türkçü" ve "Turancı"fikirler nedeniyle yargılanmaları ile, ülkemizde ilk defa aktüalite kazandığı, ortaya çıktığı dönemler itibariyle "Nazi" ve "Faşist" akımların ülkemize yansıması olarak değerlendirilebileceği ifade ediliyor.
Raporda Ülkücülük hakkında şu ifadelere yer veriliyor: "Günümüzde 'Ülkücülük' olarak adlandırılan mezkur siyasi yaklaşımın önce 'Milliyetçi- Toplumculuk' daha sonra 'Türk-İslam' sentezi ve 'Dokuz Işık' adları altında doktrine olmaya çalıştığı gözlenmiş olup, mevcut durum itibariyle "Dış Türkler' konusuna sıcak yaklaşımlarının haricinde terminolojik bir ırkçı tutumu bulunmamaktadır." "Siyasi organizasyon içerisinde devam edegelen ve 'Türk-İslam Sentezi' meyanında 'Türkçü-İslamcı' çatışması olarak bilinen hizipleşme; dönem içerisinde bölünmeye neden olmuştur. Bunun sonucu 'Türkçü' grup olarak bilinen merkezciler ile kendilerini 'Ülkü Ocakçılar' olarak tanımlayan 'İslamcı Grup' belirgenleşmiştir. Daha sonra 'Ülkü Ocakları' asıl siyasi organizasyondan ayrılarak müstakil bir siyasi organizasyon oluşturmuşlardır.
Irkçı Faaliyetlere karşı ise izlenecek siyaset ise; "Ülkücü unsurların Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerinin ülkemizin dış politika prensipleri çercevesinde dısiplin altına alınması, bu ülkelerle ileriye dönük çalışmalarımızda yarar saglayacağı gözönünde bulundurulmalıdır.
"Ülkücü kesimin illegal faaliyetlerinden, terör ve şiddet eylemlerine girmekten kaçınmaları konusunda gerekli tedbirler alınmalıdır."
"Ülkücü kesimin iktidar arayışı için başvurabileceği değişik yöntem ve provokasyonlar olabileceği gözönünde bulundurulmalı; önlem olarak demokratik uygulamalar dışına çıkılmamalıdır."
(Bu haber ilk defa yayınlanıyor)

1997'de değişen MGSB
İşte tarihi değişiklikler Son Milli Güvenlik Kurulu'nda kabul edilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) ile Türkiye'nin birinci öncelikli tehdit unsuru olarak irtica ve bölücülük eşdeğer kabul edildi. Dış tehdit unsuru olarak birinci öncelik Yunanistan ve Suriye'ye verilirken, siyasal İslam’a da dikkat çekildi. ‘‘Kamusal alana kaymamak üzere mahalli ve kültürel özelliklerin geliştirilmesi’’ gerektiğine işaret edilen MGSB'de devletin yeniden yapılanması gerektiği vurgulandı. İlk kez ‘‘ülkücü mafya’’ da tehdit unsurları arasında sayıldı. Bakanlar Kurulu'nda bugün görüşülecek ve ‘‘Gizli Kararname’’ halini alacak MGSB, iki kitapçık ve 10 ekten oluşuyor. Bakanlar Kurulu'nun bugünkü toplantısında sadece iki kitapçık dağıtılacak ve bunların kararname haline çevrilmesi sağlanacak.
Devletin, bundan böyle uygulayacağı politikasını belirleyecek olan MGSB, kararname halini aldıktan sonra, ‘‘bundan böyle hiçbir yasa, genelge, yönetmelik buna aykırılık’’ taşıyamayacak. Kamu kuruluşları MGSB ile belirlenen çerçeve dışında hareket edemeyecek. GETİRİLEN YENİLİKLER Devletin gizli Anayasası olarak kabul edilen MGSB ile Türkiye'nin zaafiyetleri, hassasiyetleri ve güç dengeleri masaya yatırıldı.
MGSB'nin hazırlığına ilk olarak Refahyol Hükümeti döneminde başlandı. Bu dönemde Genelkurmay, Emniyet Genel Müdürlüğü ile birlikte Refahyol'un bakanlarına, ‘‘Tehdit önceliklerinizi bildirin’’ isteminde bulundu ve gelen yanıtlar değerlendirildi. Refahyol Hükümeti yıkıldıktan sonra, Anasol-D Hükümeti'nin iç ve dış güvenlikle ilgili önemli bulunan bakanlıklarına aynı sorular yeniden yöneltildi. Hatta bazı bakanlarla özel toplantılar yapıldı. Bunun sonucunda hazırlanan ve MGK'da ittifakla kabul edilen bazı düzenlemeler ve yenilikler şöyle:
Bölücü ve irticai faaliyetler, eşit ve birinci derecede önceliklidir.
Siyasal İslam, Türkiye için tehdit unsuru olmaya devam etmektedir.
Türk milliyetçiliği bazı kesimlerce ırkçılığa dönüştürülmek istenmektedir. Ülkücü mafya bundan yararlanmak istemektedir. Bu da bir tehdit unsuru oluşturmaktadır.
Aşırı sol yine tehdit unsuru olmaya devam etmektedir. Ancak bir yumuşama içinde olduğu görülmektedir.
Türk cumhuriyetleriyle ilişkiler daha da güçlendirilmeli ve bu ülkelerin yönetimlerinin gücünün korunmasına destek olunmalıdır. Yunanistan'la ilişkilerde tehdit algılanmasına dikkat edilmelidir. Türkiye'nin bir tercihi olmamasına karşın, Yunanistan ile bir çatışmanın çıkabileceği gözden kaçırılmamalıdır.
Yunanistan ile çıkabilecek bir çatışma halinde, Suriye de Türkiye ile çatışmaya girebilir.
Türkiye'nin komşusu olan ülkelerle ilgili önceki değerlendirmeler aynen korunmalıdır.
Kamusal alana kaymamak koşuluyla mahalli ve kültürel özelliklerin geliştirilmesine yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Adalet ve devletin yönetim sistemindeki eksiklik ve aksaklıklar acilen giderilmelidir.
Türkiye'nin Batı'ya dönük yüzünde hiçbir değişikliğe gidilmemelidir.
Türkiye'nin AB'ye tam üyelik konusundaki hedefi korunmalıdır. Ancak bazı Avrupa ülkelerinin bu konudaki olumsuz tutumları gözardı edilmemelidir.
(Bu maddeyi devletin hassasiyet yarattan çok gizli bir kararı olması dolayısıyla yazamıyoruz)
Türkiye'nin dünya ile bütünleşmesine yönelik, özelleştirme de dahil ekonomik çabalar artırılmalıdır.
(4 Kasım 1997/HÜRRİYET'den alınmıştır.) -----------
MHP: TARTIŞTIRMAYIZ!
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KÖSE: -“HİÇ KİMSENİN, ULUSAL GÜVENLİĞİ ZAFİYETE DÜŞÜRECEK TARTIŞMALARA YOL AÇMAYA HAKKI YOK” -“TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİR. BU MİLLİ GÜCÜMÜZLE İLGİLİ TARTIŞMALARA MEYDAN VERMEMELİYİZ” ERZURUM (A.A) - 10.08.2001 - Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İsmail Köse, “Hiç kimsenin, ulusal güvenliği zafiyete uğratacak tartışmalara yol açmaya hakkı yok” dedi.
Köse, görüşlerini şöyle aktardı: “Türkiye’nin şu an tek bir sorunu vardır; o da ekonomik krizdir. Ve bunun üstesinden gelmek için hazırlanan istikrar programı başarıyla sürdürülmektedir. Böyle bir sorun varken, bizim gündemimizde olmayan ulusal güvenliği, milli güvenlik politikasını bir sorun olarak gündeme getirmeye kimsenin hakkı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti tek millet, tek devlettir ve tek bir resmi dili vardır. Bunları asla unutmamalıyız ve bunlardan taviz vermemeliyiz. Kim bu milletin bölünmesini istiyorsa biz ona göz yumamayız. Milli güvenlik politikamız değişime uğrayamaz. Bu ülkeyi bölmek isteyen; ister din adına eline silahı alıp devletin karşısına geçsin, isterse etnik bahanelerle eline silahı alsın, bunlara karşı uygulanan güvenlik politikamız asla değişmez.” Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türkiye’de en önemli müesseselerden birisi olduğuna işaret eden Köse, bu kurumun teknolojiyle de desteklenerek en iyi ve yüksek seviyede tutulması gerektiğini kaydetti. Köse, bu milli güçle ilgili tartışmalara meydan verilmemesi gerektiğini söyledi.
(A.A'nın 10/AĞUSTOS/2001 tarihli haberi)